Efeler ve Zeybekler

Öncelikle bilmeyen okurlarımız için bir tanımlama yapıp konuya öyle giriş yapacağız. Efe kimdir ? Zeybek kimdir ? Kızan kimdir ?

Efe, Zeybek gruplarının başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış cesur ve mert kişiler arasından Efe seçilir. Zeybekler, Efelik müessesesinin temel elemanlarıdır.Özbekçede “Silahlı Kişi” anlamına geldiği bilinmekte olan Zeybekler, Efelerin yanında birer kol beyi gibidir. Zeybek emrine verilen gençleri ,yönetir,eğitir. Zeybeklerden eğitim gören, silahlı onur adamlardan oluşan genç kişilere, kızan denir. Kızanlıktan yetişmiş, üstün özellikleriyle dikkati çekmiş, nişancı, zeki ve çok cesur kişiler zeybek olabilirler.

Gelelim zeybek adının kullanıldığı bölgelere; Zeybek adının yaygın olarak kullanıldığı bölge Türkiyedir. Ancak bütün Türkistan coğrafyasını da içine alan bir genişliğe sahiptir.

Zeybek sözcüğü Güçlü, kuvvetli koruyucu anlamında yüz yılar önce kullanılmış saybek sözcüğü günümüze kadar değişim göstererek saybak, seybek, seybak, zeybak ve zeybek olarak ortaya çıkmasıyla değişimini tamamlamıştır.

Efe ve Zeybekliğin kökeni hakkında çok çeşitli iddialar, araştırmalar yapılmış fakat kesin bir sonuca varılamamıştır.

Bu iddialar;

  • Orta Asya kökenli Türkmen yürük obalarından mı?
  • Egeli  levendat denizci tayfasından mı?
  • Büyük Menderes havzasının en eski dağlı kavimlerinden mi?
  • Ataları antik İonia ve Lidya kökenli Efesoslar mı?
  • Antik Tiral (Aydın) kenti halkı mı?
  • Eski Anadolu toplulukları Bakhoslar mı?

Bunlar çoğaltılabilir, kökeni nereden aldığı bilinmese de törenleri, oyunları bakımından bunlardan etkilendikleri kesindir. Ama her nereden köken almış olsalar da isim ve inançlarıyla Türktürler.

Neyin ne olduğunu az biraz anlattıktan sonra geçelim yakın tarih de yaşanan olaylara.

16. yüz yılın sonları 17. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunun duraklama dönemleri. Yolsuzluk, rüşvet almış başını gitmiş. Devlet mekanizması bozulmuş. İşte böyle bir ortamda yüz yıllar öncesinden gelen gelenek bozulmamış. Sözüne güvenilir, güçlü, yardım isteyene, aman dileyene, her daim kol kanat geren ama nerede bir haksızlık var karşısına dikilen adamlar yine ortaya çıkmaya başlamış. Bknz; Atçalı Kel Mehmed

O yıllar da dağa çıkma sebeplerini İsmailoğlu Efe şöyle açıklıyor;


Biz dağa çıktık neden? Bütün memleketi beş on derebeyi ele almış; ırz, namus tehlikeye düşmüş. Halkı padişah adına haraca kesiyorlar, vergiyi onlar toplar. Ne yaptıklarını kimse bilmez. Muharebe olur onlar ‘’eşraftır’’ diye, ötekiler ‘’ulemadır’’ diye gitmezler. Giden, ölen hep zavallı ahalidir. Yeniçerileri kaldırdılar, başka yeniçeriler çıktı. Onlar baklava, börek yer halk kuru ekmek …

http://umutilhan.com/yazilar/156/efeler-ve-zeybekler

Dağların Zeybekler için anlamı çok başkadır. Merkezi ve yerel güçlerin kolaylıkla giremediği, girse bile uzun süre kalamadığı ve denetim altına alamadığı yerlerdir. Zeybekler ve Efeler ise yaşamlarını dağlarda geçirir. Dağlar hep başkaldırının simgesidir !

Anlattığımız bu ekip dışarıdan bakıldığında açık bir şekilde görünmese bile belli bir düzen, belli bir örgütlenme söz konusudur. Herkesin belirlenmiş bir görevi vardır. Bu yapıda:

Çetenin Yapısı

1-Efe

2-Baş zeybek yada baş kızan

3-Kızanlar yada zeybekler

4-Yardımcı ve muavin çeteler

5-Haberci ve istihbarat ağı

6-Yatak ve barınma ağı

Zeybeklerin töresine göre; yardım görülen evden ekmek yenir, su içilirse, o eve zarar verilemez. Kadın ve kızlara karşı son derece saygılı ve onların ırz ve namuslarının yan bakılmaz. Hiçbir Zeybek kadına kötü gözle bakamaz. Zeybeklerin nerede ve nasıl konaklayacaklarını kendilerinde başka kimse bilmezdi. Dağları, geçitleri, koyakları, su başlarını, hangi dağda hangi yörüklerin konakladıklarını, köyde hangi tipte hangi silahın olduğunu, zenginleri ve ihtiyaç sahiplerini çok iyi bilirlerdi. Efenin gönderdiği kızanlar yataklar vasıtasıyla son haberleri getirir, en ince ayrıntısına kadar durum görüşülür, planlar tereddütsüz uygulanırdı. Takip ve baskınlar karanlık saatlerde seçilir, iz kaybetme, şaşırtma ve oyalama taktiği her daim uygulanırdı.

Her an her dakika ihtiyatlı hareket etmek zorunda kaldıklarından ayak seslerini bile ayırt etmekte ustaydılar. Bunun dışında inanılmaz derecede çeviktiler, çok hızlı kavrama, değerlendirme ve uygulama yetenekleri vardı. Bu kendilerini takip kuvvetlerinden farklı kılan en önemli özelliklerden birisidir. Düşünmeden harekete geçmezler, en akla gelmeyecek olasılıkları hesaplar ve ona göre harekete geçerlerdi. Öfkelerine, anlık duygu ve kızgınlıklarına göre iş yapmazlardı. Kendi deyimleriyle, ‘’öfke gelir göz kızarır, öfke gider yüz kızarır’’ diyerek her olayın ince ince hesabını yaparlardı.

Zeybeklerin kıyafetleri

Efe ve zeybek giysileri gerçekten görkemlidir ve olağanüstü ince zevkle ayrıntılanmıştır. Efeler başlarına çuhadan yapılma “narçiçeği” renginde “kuzunlu başlık” denilen “fesi”, Zeybekler ise “kabalak” adı verilen kırmızı renkde kalıpsız bir “keçe külahı” takınırlar.Her ikisi de bu başlıkların üzerlerine iğne oyası bezemeli ” kefiye” sararlar; püsküller ise arkadan sarkar. 


Efeler ve zeybekler çıplak etlerine, boyun ve kol ağızları iğne oyası işlemeli, krem renginde, içlik denilen “Bürümcükleri” (Bürümcükler saf ipektendir.) giyerler. Bu içliğin üzerine “Mintan” denilen, kırmızı ya da mor üzerine beyaz çizgili, ipekten dokunmuş bir üstlük giyilir.Mintanın alt boyu efe ya da zeybeğin göğüs altına kadardır.


Manisa-Demirci Erkek Giyimi

Oldukça kısa olan bu üstlüğün yaka düğmesi efeler tarafından sürekli açık bırakılırdı. Zeybeklerinki ise kapalıdır. 
Mintanın üzerine ise cepken giyilir. Bu cepkenler çapraz düğmelidirler. Yazın ise yelek türünde “delme” dediğimiz giysi kullanılır. Delme de cepken gibi çapraz düğmelidir.

Camadan dediğimiz arkadan kartal kanadı gibi iki sallantısı olan üstlük de en üste giyilir.Cepken ve camadanlar genellikle koyu renk çuha üzerine, siyah ipek kaytan işlemeli olurlar. Sırma işlemeli olanlarını ise, kızanlar kullanırlar. 


Ayağa giyilen “Çakşırmenevrek” de cepken ve camadan gibi koyu renk çuhadandır. Kenarları ise siyah ipek kaytan işlemelidir. Çakşırmenevrek bir giyim göreneği olarak, uçkurla kasık üzerinden bağlanır. Uçkurların uçları motiflerle işlenmiş olup, sürekli açıkta bırakılır. Bu çakşırmenevreklerin ağları, yaklaşık üç metre olup, uçkurun geçtiği bele yakın olan kısım on santim eninde ve kırmızı ketendendir.Çakşırmenevreklerin boyları, bazı yörelerde diz kapağının dört parmak üstünde, bazı yörelerde ise diz kapağının dört parmak altındadır. 


Diz kapağından aşağıya cepkenin, camadanın ve çakşımenevreğin renginde, üzerleri siyah ipek kaytan işlemeli ya da “kepmen” denilen siyah deri tozluklar kullanılır. Efelerin tozluklarında, ipek tozluk bağları kullandıkları söylenir. Efeler daha sonraları”Kayalık” adı verilen, özel işlemeli çizmeler giymeye başladılar. Zeybeklerin ise, daha önceleri çorapsız, kırmızı yemeni giydikleri biliniyor; daha sonraları da giderek çarık, pabuç, kalçın ve de “kara çizme” giymeye başladılar. Efeler ve Zeybeklerin kıyafetleri de zamanla modernleşmeye başladı.

Kasıkla göğüs arasına önce dolgu kuşak, üzerine de renkli desenli ipekten dokuma “Trablus” ya da şal kuşak dediğimiz kuşak sarılır, üzerine de uçları sol taraftan sarkan uzunca kolon dolanır. 


Bu kuşakların üzerine “silahlık” ve “kütüklük” takılır. Silahlıklar üç, beş, yedi katlı yapıldığı gibi, bir ve iki kayışlı da olabilir. Silahlığın katları arasına “yatağan” dediğimiz sapı iki kulaklı uzun bıçak ile “kubur” dediğimiz ateşli silah yerleştirilir. Kütüklük malzemeler içindir. 
Ayrıca silahlığın sağ yanından “maşa” denilen bir ucu iki halkalı, diğer ucu çatal dilli özel muhafazalı bir demir çubuk sarkar. 
Genellikle kırmızı ya da mor ipek kumaş üzerine tel işlemeli, tam kare mendil şeklinde büyükçe yağlıklar da silahlığın sol üst yanına takılır.

Efeler ve Zeybekler sağ kollarının üst kısmına kurşun geçirmezliği sağlayan “pazubentler” takarlar.Kızan iken takılan bu pazubentler, ölünceye kadar çıkarılmaz. Ama asıl tılsımları omuza takılıp koltuk altına doğru sarkıtılan gümüş kutular biçimindeki “enamlık”larıdır. H. Balıkçısı; “Bu enamlıklar, Herodot’un anlattığı “sure”ler takımından olsa gerektir” demektedir.

Tüm bunların üzerine “aba” ve “kepenek” giyilir. Enver Behnan ŞAPOLYO‘nun Efeler ve Zeybekler hakkında anlattıklarında kışın soğuktan korunmak için giydikleri paltoya “aba” , yağmurdan ve tipiden korunmak için giydiklerine de “kepenek” denir, dediğini bilmekteyiz. Bu konuya Osman Hamdi Bey’de ” Les Costumes Populaires de la Turquie en 1873″ adlı eserinde değinip, Zeybeğin üzerindeki kepeneği “kaput” olarak nitelemektedir. H. Balıkçısı da “kepenek” ten söz eder ve devamla Anadolu’nun sağlık tanrısı “Telesphoros’un” tüm heykellerinin kepenekli olduğunu ve bu giyim eşyalarının kaynaklarının Efeler ve Zeybeklerle ilgisinin araştırılması gerektiğini söyler.

Efeler ve Zeybekler arasında kullanılan aksesuarların en gösterişli olanı, tamamı gümüşten yapılmış kösteklerdir. Bu köstekler , Girit ve Arnavut türü olmak üzere ikiye ayrılır. Girit türü, omuzdan kancalanır, uçları tokurgaçlıdır; Arnavut türü, boyundan geçirilir, mineli klipsi ile ortadan tutturulur. Yöremizde, yani İzmir ve çevresinde Girit türü köstek kullanılır.
Diğer aksesuarlar ise sırası ile, koltuk altı bıçağı, gümüş tütün tabakası, kehribar tespih ve ağızlık, çakmaktaşı ve kav, ayrıca yaralanmalar için bir miktar yapağıdır.


İzmir-Bergama Halk Oyunları Kıyafeti

Efeler, Birinci Dünya Savaşından sonra Türkiye’nin işgalinde Yunan kuvvetleriyle karşı karşıya gelmiş ve dağdan inerek Milli Mücadeleye katılmışlardır. Cumhuriyetin ilanından sonra hizmetleri nedeniyle kendilerine ordu rütbesi ve İstiklal Madalyası verilen Efeler, bu tarihten sonra yasa dışı eylemlerini bırakarak tarihteki yerlerini almışlardır. En ünlü Efeler arasında Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe, Mestan Efe, Atçalı Kel Mehmet Efe, Molla Ahmet Efe, Saçlı Efe, Gökçen Efe,Pepe Efe, Kerku Alim Efe ,Çakırcalı Mehmet Efe gibi isimler yer almaktadır.

Kurtuluş Savaşında Zeybekler

Kurtuluş Savaşı’nın ilk başarılı mücadelesi efeler komutasında Aydın’da yapılmıştır. Milli Mücadelemizin ilk topu, yine efeler komutasında Aydın’da patlatılmıştır. Yörük Ali Efe’nin komutasında kurulan Milli Aydın Alayı, halen ordumuzda mevcudiyetini korumaktadır. Burada Kurtuluş Savaşı’nda efelerin neler yaptığını uzun uzun anlatmayacağız. Bu husus, tarih kitaplarında bol bol incelenmiştir. Bu sahnelerin hepsi şu ya da bu şekilde efsaneleştirilerek halkımızın dimağında yer almıştır.

Türk Sinemasında Efe ve Zeybekler

Tarihte ki olaylardan ilham alan ve halk arasında dilden dile anlatılan hikayeleri derleyen Türk sineması çeşitli filmlere konu olarak Efeleri ve Zeybekleri seçmiştir.

Başlıca Efe ve Zeybekler ile ilgili filmler;

  • Dokuz Dağın Efesi Çakıcı Geliyor – 1958 Yapımı
  • Kamalı Zeybek – 1964 Yapımı
  • Atçalı Kel Mehmed – 1964 Yapımı ve 2017 Yapımı
  • Çakırcalı Mehmed Efe – 1950 Yapımı
  • Çakırcalı Mehmed Efenin Definesi – 1952 Yapımı

ZEYBEKLER VE EFELER ÖZ BE ÖZ TÜRKTÜR.

Bu Vatan ve Millet için canını hiçe sayan tüm Efeler ve Zeybekler anısına…

Yararlanılan kaynaklar;

Paylaş !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir